|
ERKÂNNAME
“Erkân”ın sözlük anlamı
“söz, yol, yöntem, usul,
adap”tır.
“Erkânname” ile ilgili
yazacaklarımızı, Prof.
Dr. Belkıs Temren’in
“Bektaşiliğin Eğitsel ve
Kültürel Boyutu”
kitabından bazı
sözcükleri Alevilik
erkânına uyarlayarak ve
yorum da katarak
verelim:
Alevilik inancının
yapısını düzenleyen ve
ayakta tutan,
“erkânname”lerdir. Bu
kurallar ve uygulamalar
hakkında bilgi veren
yazılı kaynaklara
“erkânname” denmektedir.
“Erkânname” kurumun
belkemiğini
oluşturmaktadır. Kişi
“cem”e nasıl gelecek,
nasıl oturacak, nasıl
hizmet edecek, nasıl
niyaz edecek, nasıl
musahip olacak, nasıl
nikâh kıyacak,
cenazesini nasıl
yıkayacak? İşte bu gibi
soruların yanıtları,
hazırladığımız bu
“erkânname”de
bulunacaktır. Bu
erkanların kaynağı
genelde “İmam Cafer”
veya “Şeyh Safi
Buyruğu”dur.
Tasavvufta bütün
hizmetler simgelerle
ifade edilmiştir.
Alevilik, kendini bilme
ve tanıma olayıdır. Her
kişinin değil, er
kişinin yoludur. Ruhlar
âleminde verilen ikrarı
sürenlerin yoludur.
Değerli dedeler, Babalar
ve bu yola gönül
verenler! Hepimizin
bildiği gibi, Anadolu’da
ve Rumeli’de pek çok
değişik uygulaması
görülen Alevi-Bektaşi
ibadetleri, genellikle
sözlü, kısmen de yazılı
olarak günümüze kadar
gelmiş ve böyle de
sürmektedir. Kur’an’da
namaz, “salât” olarak
geçer; Türkçe karşılığı
“dua ve ibadet”tir. Dua
ve ibadet, bilerek
Allah’a yalvarmak ve
O’ndan yardım
istemektir. Alevi ve
Bektaşiler, bu yolu
izlerler. Cenab-ı Allah,
Kur’an da ibadetin
şeklini belirtmez.
Kuran’da sadece kıyam,
rükû ve secdeden söz
eder.
Alevi inancının, “zahir”
ve “batın” olmak üzere
iki yönü vardır. Zahir
kısmı, şekillere ait
uygulamalardır, görünen
yüzüdür. Batın yönü ise,
içsel anlamlarıdır. Bu
uygulamalar yörelere
göre pek çok değişikliğe
uğrayarak “Yol bir,
sürek bin bir” anlayışı
içerisinde günümüze
kadar gelmiştir.
farklılıklar
zenginliğimiz ve
değerlerimiz olmakla
birlikte, günümüzde
bütün ocakların ortak
bir uygulamayla
toplumsal bir bütünlüğü
sağlamak ve her yörenin
kendini içinde bulacağı
bir erkan oluşturmak
gerekliliğini gördük bu
çalışma şimdiye kadar
yapılmamıştır. Bunun
olmayışının sebebi ise
merkezi bir otoritenin
olmamasından
kaynaklanıyordu.
Biz Alevi İslam Din
Hizmetleri Başkanlığı
olarak, bu gibi
sorunları ortadan
kaldıracak düzenlemeleri
yapmak ortak bir paydada
buluşmak için taslak
olarak düzenlediğimiz
fakat zaman içinde
sizlerle birlikte
değerlendireceğimiz ve
olgunlaştıracağımız bir
çalışmayı inanç
önderleriyle paylaşmayı
uygun gördük.
Hepimizin bildiği gibi,
büyük şehirlerde
“Cemevi” mevcuttur.
Halkın pek çoğu,
ibadetlerini bu
“cemevleri”nde
yapmaktadır. Ayrıca
bugün “Cem Radyo” ve
“Cem TV” gibi iletişim
araçları ile bu cem
evlerindeki ibadetler,
dünyanın her tarafından
izlenmektedir. Bundan
dolayıdır ki en azından
cemlerin, bir uyum
içerisinde yapılabilmesi
için bazı çalışmalara
gereksinim duyulmuştur.
Bu bağlamda, ilk iş
olarak elinizde bulunan
bu “erkânname” taslağını
hazırlamayı uygun
bulduk.
Erkânnameler, genellikle
toplumsal olgular
(doğum, ölüm, sünnet,
evlenme gibi); yine
Bektaşilikte kuruma
kabul edilme, dervişlik,
ikrar (nasip alma),
musahiplik, babalık,
halife babalık, dede
babalık gibi görev alma
durumlarında bireylerin
görev ve
yükümlülüklerini
göstermenin yanı sıra,
bireyin davranışlarına
da yön vermektedir.
Erkânnamelerin
içeriğinde yer alan
biçim ve uygulamaların
hiçbiri amaçsız
değildir. Bu ritüeller
(uygulamalar) sırasında
yapılan her davranışın,
kullanılan her simgenin
bir anlamı vardır.
Belirli bir duruş
biçimiyle yada birkaç
biçimin bir arada
sergilendiği bir
davranış kalıbıyla
ortaya konulan anlatım,
gerçekte, sayfalarca
bilgi içermesine karşın,
tek bir şekil yada
davranışa
sığdırılmıştır. Bu
anlatım biçimi çeşitli
işlevleri
üstlenmektedir:
Çok daha uzun sürecek
sözleri kısa ve özlü
biçimde anlatabilmeyi;
Anlatılanı, içeriği
değişmeden, olduğu gibi
gelecek kuşaklara
aktarabilmeyi;
Aynı anda herkesin
katılım ve paylaşımını
sağlayabilmeyi;
Aleviliğin eğitim
ilkelerinden biri olan
“Herkes kabına göre
alır” doğrultusunda aynı
davranışı yaparak yada
izleyerek herkesin kendi
yeterlilik derecesinde
zevk almasını,
algılamasını sağlamayı;
Belleğe dayalı farklı
anımsamalardan
doğabilecek
sakıncalardan korunmayı
sağlamaktadır.
Böylece özden
uzaklaşmadan, bireysel
yorum farklarından da
kaçınılması uygun
görülmüştür. “Bir
Alevi’den hiçbir zaman,
biçim eleğinde takılı
kalması beklenmez.”
Buradaki amaç,
biçimlerin ve
sözcüklerin ardındaki
anlama ulaşılmasıdır.
öz”deki anlamlarıyla
olayı algılamakta; ama,
yine örtülü, şifrelenmiş
biçim, davranış ve
konuşmalarıyla
yanıtlamaktadırlar. İşte
bu uygulama, Aleviler
arasında farklı anlamlar
bulunmasına yol
açmaktadır. Alevi
yazmalarında özellikle
“nefes”lerde bu anlatım
yöntemine sıkça
rastlanır. Buna “katlı
anlatım” diyebiliriz.
Katlı anlatım; söylemek
istediklerini
anlatırken, karşılarında
onları dinleyen (yazılı
ise okuyan) geniş kitle
arasında bulunabilecek
görüş farklılıkları
nedeniyle kişilerin
alınmalarını,
kırılmalarını önlemek
açısından yarar
sağlamıştır. Bir
tümcenin olduğu gibi
okunduğunda açık bir
anlamı olduğu gibi
(“zahir” anlamı)
Alevilerin bazı
sözcüklere vermiş
oldukları özel anlamlar
gereğince, ikinci,
üçüncü, dördüncü gibi
çeşitli düzeylerde
farklı anlamları da
olabilir (“batın”
anlamları).
Bu durumda, herkes
zevkle dinleyecek ve bir
şeyler anlayacaktır. Bu
mesaj hangi düzeyde
algılanırsa algılansın,
doğru olacaktır. Ancak,
biri için diğerinden
farklı düzeyde bir ileti
içerebilir. Hiç kimse “anlamadığı”
düşüncesinde
olmayacaktır. Herkes “kabınca
almıştır”.
“Alevi Erkânnamesi” adı
altında oluşturduğumuz
kitapçığın içeriğinde
çeşitli bölümler ayrı,
ayrı erkânlar vardır.
Bunlar “Nikâh Akit
Erkânı”, “Dardan İndirme
Erkânı” bunlara
örnektir. Bu tür söz
verme (yeminleşme)
içeren erkânlar, ancak
kişinin özgür isteği ile
gerçekleşir. Verilen
sözden (yeminden) geri
dönülmesi söz konusu
olmadığı için ancak kişi
istemde bulunursa bu
erkânlar uygulanır.
Örnekle açıklayacak
olursak, evlenmek
isteyen kişi kendi
istenciyle özgürce karar
alarak eşiyle “Alevi
Nikâhı” kıyılmasını
isteyebilir. Bu durumda
önce resmi devlet
nikâhının kıyılması
şarttır. Ancak bundan
sonra Alevi nikâh erkânı
uygulanabilir. Eşler
burada bir akitleşme
yaşayacaklardır. Alevi
geleneğince verilen
ikrardan (yeminden) geri
dönülmez. Bu nedenle,
ikrarın koşullarına
uymak üzere kendilerini
hazır hissederlerse,
nikâh erkânını isterler.
“Bir Alevi,
Aleviliğin gereğini
yerine getiriyorsa
Alevidir”
denmektedir. Bu da
“nasip erkânı”
sırasındaki akitleşmeye
uygun hareket etmek
inancımızın göstergesi
kabul edilmektedir. Bu
nedenle, bir Alevinin
gönül kırıcı, geçimsiz,
ahlaksız, tembel vb.
olumsuz davranışlara
sahip olmasını olası
görmemektedirler.
Böylece, bir evliliği
yıkabilecek nitelikte
davranışı da yapamaz
düşüncesi egemendir.
Bunun sonucu olarak
“Alevi olan hiç kimse
boşanmamıştır”
denmektedir.
Erkânnamenin sözcükleri
yine katlı anlatım
biçimindedir. Bu
nedenle, “talip”, ilk
anda en basit anlamda,
ama yine de çok değerli
öğütler alacak, sözler
(yeminler) verecektir.
Daha sonra, eğitimi
sırasında bu
sözcüklerin, katlı
anlatım düzeylerindeki
anlamlarını kavradıkça,
verdiği akde ilişkin
yükümlülüklerinin
arttığını görecektir.
Ancak bu, kişinin
algılayışı ve kavrayışı
oranındadır. Alevi, her
zaman abdestine,
ikrarına bağlı
kalacaktır. İşte bu
nedenle “Alevilerin
abdesti kaçmaz,
bozulmaz” denmektedir.
İnsanca yaşanacak bir
dünyada sevgi, saygı,
iyilik dolu, her anı
zevkle bezenmiş bir
yaşam sürmek olanaklı
olabilecektir. Bu
nedenle, insanlar
arasında ayrım yaparken
yalnızca eğitime
dayanarak bir gruplama
yapmaktadırlar. Aleviler
için eğitilmiş insan, er
kişidir. İnsanlar
arasında din, dil, ırk,
cins yönünden hiçbir
ayrım gözetilmez; ancak
eğitim görmüş, yetişmiş
er kişi ise, eğitim
görmemiş yada eğitim
göremez nitelikteki
kişiyi ayırt ederler.
İnsanın, eğitim kabul
etmesi ve tüm yaşamı
boyunca eğitim içinde
olması, diğer tüm
canlılara üstün olduğu
inancını ortaya koyar.
Aklını kullanmayan,
eğitimden uzak duran
insan Alevilikçe makbul
değildir. Alevi İslam
Din Hizmetleri
Başkanlığı olarak
“Erkânnameler” başlığı
altında bir çalışma
yaptık; takdir
sizlerden, inayet
Allah’tan ola…
Ali Rıza Uğurlu
Alevi İslam Din
Hizmetleri Başkanı
|