GÜRÜN KÜLTÜR VAKFI

Ali KAPLAN
Dede


İMAMET VE HİLAFET

 

 

Süleyman METİN
Dede


AŞURA

 

 

S. Gazi KARABABA
Dede


KERBELA SONRASI

 

 

 

 

ŞAH KULU SULTAN

Kesin olarak bilinmeyen Şah Kulu Sultan’ın doğum tarihi, her kaynakta farklı yazmaktadır. 1320’li yıllarda doğduğu;  1402 tarihinde Timur’la yapılan savaşta Hak’a yürüdüğü sanılmaktadır.

 

Osmanlı Beyliği’nin daha yeni devlete dönüştüğü yıllarda, Ahiler ve Bektaşiler büyük destek vermişlerdir.

 

Bizans’ın son dönemlerinde bu Av Köşkü’nün yakınlarında dergâhını kuran “Şah Kulu Sultan”; Horasan Erenleri’ndendir.

 

Osmanlı Beyliği’nin Bizans karşısında başarıya ulaşmasında Şah Kulu Sultan’ın, büyük fedakârlığı vardır. Horasan’dan geldikten sonra Bizans’ın içine mekân kurup gözetlemiştir. İstihbarat bilgilerini, Osmanlı Beyliği’ne iletip savaşın kolay kazanılmasını sağlamıştır.

 

Osmanlı – Bizans Savaşı’nda, Bizanslılar yenilmişti. Bugünkü Şah Kulu Sultan Dergâhı’nın bulunduğu yer, Bizans kralları tarafından Av Köşkü olarak kullanılıyormuş. Savaşı kazanan Osmanlı padişahı Orhan Gazi, büyük desteğini gördüğü Ahi ve Bektaşilere ödül olarak bu köşkü vermiştir.

 

Orhan Gazi’ce Ahi ve Bektaşilerin fedakârlığının karşılığı olarak, verilen Av Köşkü’nü daha sonra, Ahi ve Bektaşiler, ibadetlerini daha geniş bir alanda yapmanın ferahlığıyla, inançları bu mekânda ve geniş bir alanda yapmanın rahatlığını yaşamışlardır.

 

Osmanlı Beyliği’nin devlete dönüştüğü yıllarda Ahiler ve Bektaşiler Osmanlılara büyük destek vermişlerdir.

 

Ahi Şeyhi Edebali, kızını ilk Osmanlı Beyi Otman (Osman) Bey’e vererek yakın akrabalık bağları kurmuşlardır.

 

Osmanlı askeri hareketi, Bizans’a karşı olduğu için Ahi milis birlikleri sürekli olarak Osmanlı kuvvetleri ile beraber hareket etmiş, birlikte yeni yerler ele geçirmişlerdir. Savaşta Bursa, İznik, Gemlik, Yalova, Gölcük, İzmit ve Üsküdar’a kadar bütün Anadolu yakası alınınca yeni yerleşim yerlerine sivil örgütlenmeler kurulmuştur. Sivil örgütü kurarken de çok önemli bir şeye dikkat edilmiştir. Yeni kurulan örgütlenme oradaki yerli halkla hoşgörü içerisinde yaşayabilen, devletine bağlı, çalışkan, haksızlık yapmayan, inanca diziyle değil gönlüyle bağlı olan, kimsenin inancına, ırkına, rengine bakmadan ayrım yapmaksızın, bütün yaratılmışları Yaratan’dan ötürü seven, bir topluluğu ve örgütlenmeyi, yeni yerleşim yerlerinde oluşturması lazımdı. Bu da ancak Ahi ve Bektaşi inançlı teşkilatlarıydı.

 

 Bu bölgelerde sekiz teşkilat kuruldu.

Bunlar sırasıyla;

 

1. Uludağ eteklerinde Geyikli Baba ile Doglu Baba Tekkeleri,

2. Bursa’da Hasan Baba Tekkesi,

3. Gölcük’te Sultan Baba Tekkesi,

4. Kartal’da Kartal Baba Tekkesi,

5. Eren Köy’de Eren Baba Tekkesi,

6. Göztepe’de Gözcü Baba Tekkesi,

7. Merdiven köy’de Ahi Ahmet Tekkesi,

8. Üsküdar’da Karacahmet Sultan Tekkeleridir.

 

Osmanlı Hükümdarı Orhan Gazi, 1329’da Bizans’ın genç kralı Andronikos’la yaptığı Pelekanon Savaşı’ndan sonra, Şah Kulu Sultan Dergâhı’nın bulunduğu, şimdiki yerinden her iki taraf arasında yapılan bir anlaşmaya göre: Üsküdar’a kadar tüm Anadolu yakası Osmanlılara bırakıldı.

 

Daha sonra Pendik’ten Üsküdar’a kadar olan bölüm de, Şah Kulu Sultan Dergâhı olarak kullanılan Merdiven köy idaresine verildi.

 

Bu dergâhın ilk postnişini Şeyh Ahmet, dergâhın başına geçmiştir. Geçer geçmez Ahi geleneklerine göre dergâha yeni düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenlemeler içinde Ahilik kursları açarak, gençler eğitilip meslek dallarında uzman ve usta haline getirilmiştir. Tarihi verilere göre “yiğit” anlamına gelen ve aslı, akı olan Ahiler, Orta ve Batı Anadolu’da çoğunlukta idiler. Büyüklerine “Ahi Baba” derler, Ahi Baba; dergâhta oturur, gençleri eğitir, denetler, sabırla onların yetişmesine vesile olur.

 

Ahilerin “Fütüvvetname” adlı yasaları vardır.

Bu yasanın da 6 öğüdü vardır.

 

1. Elini açık tut,

2. Sofranı açık tut,

3. Kapını açık tut,

4. Belini bağlı tut,

5. Gözünü bağlı tut,

6. Dilini bağlı tut.

 

Bu altı âdet insan gibi yaşama öğüdünün yanında,

 4 Adet de yol göstericiler vardır.

 

1. Ustalar,

2. Yol Atası,

3. Sağ Yoldaşı,

4. Sol Yoldaşı.

 

Gençler bu fütüvvet eğitimlerini aldıktan sonra; Ahi Babaların onayıyla ticarethane açabiliyorlardı.

Ahilik Horasan’da Anadolu’ya  yayılmıştır. Horasan’dan gelen erenler bu güzel düşünce yapısıyla gelmiştir. Her dergâhta Postnişin olan Baba veya Dede otururdu.

Merdiven köy’deki Ahi tekkesi de Yıldırım Beyazıt döneminde (1389 -1402) yıllarında Ahi tekkesi olarak kullanılmaya başlanıldığı sanılmaktadır.

Şah Kulu Sultan’ın da ilk Bektaşi postnişini olarak görev aldığı sanılmaktadır.

 

Gelip bu dergâha aşk ile ibadet kıl,

Nefsini terk ederek mutluluğu gönlünde bil,

Kurtulmak istiyorsan bu zamanın bunalımından,

Makamı Hz. Şah Kulu Sultan’ı ziyaret kıl.

 

Ahilik-Bektaşilik veya Alevilik arasında inanç yönünden hiçbir fark yoktur.

Bu tarihe kadar bu dergâhlarda her zaman Ahilerin görev alması, bu tarihten sonra bir Bektaşi’nin postnişin olması halk arasında hiç anlaşılmamıştır. Çünkü inançta farklılık olmadığı için, halk bunu yadırgamamıştır. Hatta değişikliğe yeni nefes gelmesi, farklı güzellikleri beraberinde getirmiş ve yaşatmıştır.

 

Şah Kulu Sultan’ın tekkenin başına getirilmesi ile aynı zamanda bu yer Bektaşilerin İstanbul’daki en büyük merkezi olur.

 

Hacı Bektaş baba ve dedeleri burada konuk edilir ve ağırlanır. Şah Kulu Sultan’ın tekkede  postnişinlik yaptığı dönemlerde, pek çok imar işleri gerçekleştirilerek cem evi,  dervişler için aşevi ve odalar yaptırılır.

 

Burada dergâhın görünür yerlerine Bektaşiliğin simgesi olan Elif-i Taç-ı, mermerlerin üstüne yaptırarak yerleştirir. On iki dilimlik Elif-i Taç’lar tüm Bektaşi tekkelerinin ortak simgesi olur.

 

Şah Kulu Sultan düzenli olarak yeniçeri törenlerine katılırlar. Bu törenler öyle güzel bağlılık yeminleriyle ve hareketlerle geçerdi ki törenlere katılanları büyülerlerdi. Şah Kulu Sultan’la birlikte bu törenlere Hacıbektaş’tan ve yurdun her tarafından gelen dede, babalar ve Ahilerin katılımı çok yüksek düzeyde olur.

Bu güzel görüntünün ve içselliğin yaşandığı bu bağlılığı, devlet erkânı tam katılımla izlerdi. Aynen bugün askeri erkânlarda olduğu gibi.

 

Hacıbektaş’taki postnişin vefat edince, yerine geçecek olan postnişin Şah Kulu Sultan’da toplanan Dede, Baba, Ahi, Yeniçeri Ağası arasında parlak bir törenle bu dergâhta seçilir.

 

Dede, Baba ve Ahilerin Yeniçeri Ordusu üzerindeki etkisi çok büyüktür.Yeniçeriler de savaşa giderken kurucusu olduğu Hacı Bektaş Veli’nin gülbanklarıyla savaşa gider bu iman gücüyle savaşırlardı.

Daha sonra Osmanlı Devleti’nin yeni hükümdarlarının Yeniçeri Ocağı ve askeri sistemini dağıtması neticesinde imparatorluk gerileme devrine girmiş, sonunu kendi elleriyle hazırlamış oldular.

1402 yılında Ankara Savaşı’nda Osmanlılar Timur ordusuna yenilince bu dergâhlar birer birer kapatıldığı gibi, bu güzel işleyen nizam ve düzen altüst edilir.

Buralarda yerleşik ve buralara sahip çıkmaya çalışan gönül ve insanlık erleri dervişler katledilir.

Göztepe, Kartal, Pendik gibi yerler yeniden Bizans’a terk edilir.

 

 Sevginin ve hoşgörünün simgesi haline gelen ve yaşadıkları yerleri insanca yaşanır hale getiren dede, baba ve ahiler; birçok halk ereni Türkler, çok büyük katliamla yok edilmişlerdir. Bu yok edilişin arasında yüce Allah’ın birer lütuf ve hediyelerinden olan Şah Kulu Sultan gibi bir eren de bu katliamda yok edilmiştir.

 

Bektaşi inancına göre bu şehitler Kırk Erenlerdir. Bunların hepsi kendilerine bahşedilen bazen doğa ile güçlülük kazanmış, bazen  yaptığı işle değer kazanmış, bazen de bilgi ve becerisiyle öne çıkmış, mahlas ve isimleriyle anılır olmuşlardır. Hak’a yürüdükleri yerler de, mekân kurduğu yer olduğu gibi, Hak’a yürüdükten sonra da o bölge semt veya  yerler onların isimleriyle anılır olmuştur. Kartal Baba bugünkü Kartal semtinde mekân kurmuş. Eren Baba bugünkü Erenköy’de mekân kurmuş. Şah Kulu Gözcü Baba da bugünkü Göztepe Şah Kulu Dergâhı’nda mekân kurmuştur.

 

 

GİR İŞTE MEYDAN DEDİLER

 

Verdim başı erenlere

Ne hoş bir kurban dediler

Selam verdim hem demlere

Gir işte meydan dediler

 

Çıktım Kırklar Meydanı’na

Girdim Ali erkânına

Daldım aşkın ummanına

Aşk olsun ey can dediler

 

Aradım hayli dem yâri

Bulunca gizli esrarı

Tecelli eyledi bari

Aşka burhan dediler

 

Yerli yerinde durdular

Niyaz edip oturdular

Orada bir erkân kurdular

Yok burada an, şan dediler

 

Haber sorduk biz güllerden

Cevap aldık bülbüllerden

Gelişin hangi illerden

Gel şöyle ihvan dediler

 

Bu yerde her meran hasıl

Olur kul Hâlik’a vâsıl

Öz öze kalma gel katıl

Ol sen de mihman dediler

 

Ben fakirim fahr ederim

Hep gülerim zevk ederim

O meclisler erenlerin

Cümlemiz yeksan dediler

 

 

 

Yüce Allah cümlemizin ibadetlerini, ziyaretlerini, lokmalarını, hizmetlerini, niyetlerini, dileklerini, muratlarını kabul eylesin. Dil bizden, nefes olur erenlerden, kabulü da Allah’tan. Gerçeğe hü, mümine ya Ali.

 

Dursun Zebil Dede

Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı

 

[ GERİ DÖN ]

 

 

 

 

Tüm Hakları Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı'na Aittir.


Literal Web Dizayn
Tasarım Farkı