Alevilere
ve
Kuran-ı
Kerim’e
göre
Alevilik,
İslam’ın
özüdür.
Neden
mi?
Kişinin
en büyük
savaşı
nefsle
yaptığı
savaştır.
Nefsini
yenen en
büyük
pehlivandır.
Hucurat
suresinin
10. ve
11.
Ayetlerde
yüce
Allah
şöyle
buyuruyor.
”Müminler
ancak
kardeştirler.
O halde
kardeşlerinizin
arasını
düzeltin
ve
Allah’tan
korkun
ki
merhamet
olunasınız.
Ey
müminler
hiçbir
topluluk;
başka
bir
toplulukla;
alay
etmesin.
Olabilir
ki alay
ettikleri
topluluk,
kendilerinden
hayırlıdır.”
Alevilikte
öğretilenler
tüm
insanların
dili,dini,rengi
ve
iştihatı
ne
olursa
olsun,
insan
olduğundan
dolayı
kardeş
olduklarıdır.
Onun
için
yaratılmış
her
nesneyi
hoş
görürler.
Alevi
cemleri
hoşgörü
üzerine
kurulmuştur.
Bir
bireyin
diğer
bireylerden
asla
üstünlüğü
olamaz.
Üstünlük
ancak,iman
ve
itikatla
olabilir.Tin
Suresi
ayet
4.Gerçekten
biz
insanı
en güzel
bir
biçimde
yarattık.
5.
ayet.Sonrada
onu
aşağıların
en
aşağısına
çevirdik.6.
Ancak
iman
edip
Salih
Amellerde
bulunanlar
bunun
dışındadır
onun
için
kesintisi
olmayan
bir
mükafat
vardır.
Yaradılışta
asla
fark
yoktur.
Hacı
Bektaş-i
Velî:“-
İncinsende
incitme.”
“-
Düşmanınızın
dahi
insan
olduğunu
unutmayınız.”
Derken
Muhammed
Mustafa(a.s)’ın
bir
hadislerinde
buyurduğu
gibi:”
Kin
olanda
din
olmaz.”
Alevilerde
asla kin
gütme,
gıybet
etme ve
hakir
görme
asla
yoktur.
Herkes
ayini
cem
esnasında
candır.
Onlara
can diye
hitap
edilir.
Kırıcı
konuşulmaz.
Hatırlar
yıkılmaz.
Gönüller
yapılıp;
gönüller
alınır.
Gönülden
rızalaşılır.
Gönül
canın
kıblesidir.
Orası
Allah’ın
mekânıdır.
Nisa
ayet 114
:
Onların
fısıldaşmalarının
çoğunda
bir
hayır
yoktur.
Ancak
sadaka
vermeyi
veya bir
iyilik
yapmayı
yahut
insanların
arasını
bulmayı
emreden
hariç
kim
Allahın
rızasını
elde
etmek
için
bunu
yaparsa
biz onu
yakın
zamanda
büyük
bir
mükafat
vereceğiz.
Bu
ayetin
hükmüyle
küs veya
dargın
cem
evine
girilemez.
Adımız
miskindir
bizim,
düşmanımız
kindir
bizim,
biz
kimseye
kin
tutmayız,
kamu
alem
birdir
bize…Yol
oldur ki
doğru
vara Er
oldur
alçakta
dura göz
oldur ki
hakk’ı
göre
yüceden
bakan
göz
değil…
YUNUS
EMRE
İşte
alevi
inancının
sadece
bir
yönü.
Diğer
bir iki
yönünden
bahsedecek
olursam:
Cem
ibadetine
her
gelen
can
mutlaka
bir
Seyyid
evladına
ikrâr
vermiştir.
Çünkü
Kuran-ı
Kerim
emridir
biat
etmek.
Al-i
İmran
Sûresi
103. ve
104.
Ayetler
Mealen:
“Toptan
Allah’ın
ipine
sarılın,
ayrılmayın.
Allah’ın
size
olan
nimetini
anın.
Düşmandınız,
kalplerinizin
arasını
uzlaştırdı
da onun
nimeti
sayesinde
kardeş
oldunuz.
Bir ateş
çukurunun
yanında
idiniz,
sizi
oradan
kurtardı.
Allah ,
doğru
yola
erişesiniz
diye
size
böylece
ayetlerini
açıklar.
Sizden,
iyiye
çağıran,
doğruluğu
emreden
ve
fenalıktan
men eden
bir
cemaat
olsun.
İşte
başarıya
erişenler
yalnız
onlardır.”
Bu
ayetlere
göre
aklı
bağlı
olan
Allah’a
ve
Resulü
Muhammed
Mustafa’ya
inanan,
her
kulum
diyen
can
ikrar
vermekle
yükümlüdür.
Peki
kime?
Elbette
o şanı
yüce
Resulullah’ın
pak-tathira
nesline
vermelidir.
Böylece
Allah’ın
ipine
sıkıca
sarılarak
( Allah
ile
Rabıtayı
–
bağlantıyı
kurmuş)
Hakk’a
giden
yola
girmiş
olur.
İmam
Cafer-i
Sadık bu
ayetin
mealini
verince
şöyle
buyuruyor:
“- Ey
iman
edenler
Allah’ın
ipi
biziz,
bize
sarılın.”
Buyurmuşlardır.
Fetih
Sûresi
10. Ayet
Mealen:
“ Ey
Muhammed!
Şüphesiz
sana baş
eğerek
ellerini
verenler,
Allah’a
baş eğip
el
vermiş
sayılırlar.
Allah’ın
eli
onların
ellerinin
üstündedir.
Verdiği
bu
sözden
dönen,
ancak
kendi
aleyhine
dönmüş
olur.
Allah’a
verdiği
sözü
yerine
getirene,
Allah
büyük
ecir
verecektir.”
Alevilerde
biat
alınırken
Pir ya
da
mürşit
mutlaka
bu Ayeti
Celil’eyi
okurlar.
Mevlâna
Celalettin-i
Rûmi bir
özlü
sözünde:”
– Hak,
dostunun
eli;
Hak’kın
elidir.”
Diye
buyurmuşlar.
Biatı
sadece
erkekler
değil;
kul
olarak
kadınlarında
(biat
etmesi)
ikrar
vermesi
esastır.
Niçin
mi?
Müntehine
Sûresi
12. Ayet
Mealen:
“ Ey
Peygamber!
İnanmış
kadınlar,
Allah’a
hiçbir
ortak
koşmamak,
hırsızlık
yapmamak,
zina
etmemek,
çocuklarını
öldürmemek,
başkasının
çocuğunu
sahiplenerek
kocasına
isnad da
bulunmamak
ve uygun
olanı
işlemekte
sana
karşı
gelmemek
şartıyla
sana
bey’ad
etmek
üzere
geldikleri
zaman,
onları
kabul
et;
onlara
Allah’tan
bağışlanma
dile;
doğrusu
Allah,
bağışlayandır,
acıyandır.”
İmam
Cafer-i
Sadık
Hazretleri
bir
veciz
sözlerinde:
“-
Muhammed
Ali
yoluna
taklitçilikle
gidilmez.
İkrar
ile
gidilir.”
Buyurmuşlardır.
Hünkâr
Pir Hacı
Bektaş-i
Veli
Hazretleri
bir özlü
sözlerinde:”-Teslimiyeti
tam
olmayanın,
imanı
olmaz.”
buyurmuşlardır.
Lütfen
İslâm
tarihine
detaylıca
bakıldığında
hicretten
önce
Mekke
yakınlarında
hac
döneminde
birinci
yıl
Akabe
denen
yerde on
iki
kişinin
beyatı
alınmıştır.
Beyat
veren
yedi
kişinin
kadın
olduklarından;
bu biata
“ Biatın
Nisa “
denilmiştir.
Ertesi
yıl aynı
yerde
yine hac
mevsiminde
kırk
sekiz
kişinin
biatını
Peygamberimiz
Muhammed
Mustafa
(A.S)
almışlardır.
Hüdeybiye
Barış
anlaşması
öncesinde
yine bin
beş yüz
yirmi
bir
kişinin
beyatları
alınmıştır.
Peygamberimiz
Muhammed
Mustafa
(A.S)’ın
Veda
Haccı
sonrasında
Hum
Kuyusu
kenarında
yüz
yirmi
bin
kişinin
biatlarını
amcaoğlu
Ali
Bin-i
Ebu
Talib
almışlardır.
Ne
yazıkki
bu
tarihi
gerçekler
yüz
yıllar
boyu göz
ardı
edilmiş
görmemezlikten
gelinmiştir.
Cemde
yapılan
her
hizmet
kesin
Kuran-i
Kerim’e
dayalıdır.
Örneğin:
Çerağı
yanarken
mutluka
Nur
Sûresi
35. ve
36.
ayetler
okunup;
çerağı
yanar.
Cemde
kurban
kesilirken
mutlaka
Kevser
Sûresi
ile;
Saffat
Sûresinin
102.
ayetinden;
113.
ayetine
kadar
mutlaka
okunur.Tekbir
ondan
sonra
alınır.
Gülbenkler
okunur.
Hizmet
Duvaz-ı
imamlar
okunur.
Ceme
küsülüler,
üzerinde
kul
hakkı
olanlar,
suç
işleyenler,
hırsızlık,
uğursuzluk
yapanlar
ile zina
yapanlar
asla
giremez.
İkrarlı
can yüz
kızartıcı
suçları
zaten
işlemez.
İşleyenler
de
arınmak
zorundadır.
Biri
birileri
ile
rızalaşmak
zorundadır.Kuran-ı
Kerim’in
Fecr
suresinin
27-28-29
ve 20.
Ayetleri
Mealen
şöyle
buyuruyor:
“- Ey
mütmain
olan
nefs O
senden,
sen de
ondan
razı
olarak
Rabbine
dön. İyi
kulların
arasına
gir.
Cennet’e
gir.”
İşte bu
ayetlerin
ışığında
canlar
birbirleriyle
barışır,
rızalaşır,
birbirinden
hoşnut
olarak
cem
ayinine
girilir.
Rızalık
almayanlar
ile
vermeyenler
ceme
giremezler.
Hicr
ayet 47.
Biz
onların
gönüllerindeki
kinin
her
türlüsünü
söküp
attık
onlar
kardeş
olarak
sevinç
içinde
tahtlar
üzerinde
karşı
karşıya
otururlar.
Cem
ibadeti
gece
yapılır.
İşte
cevabı
yüce
kitabımız
Kuran-ı
Kerim’de.
Müzzemmil
Sûresi
20. Ayet
Mealen:
“Ey
Muhammed!
Şüphesiz
Rabbin,
senin ve
beraberinde
bulunanlardan
bir
topluluğun
gecenin
üçte
ikisinden
biraz az
, yarısı
ve üçte
biri
kadar
vakit
içinde
kalktığını
bilir.
Gece ve
gündüzü
Allah
ölçer;
sizin bu
vakitleri
takdir
edemeyeceğinizi
bildiğinden
tevbenizi
kabul
etmiştir.
Artık ,
Kur-an’dan
kolayınıza
geleni
okuyun;
Allah ,
içinizden
hasta
olanları,
Allah’ın
lütfundan
rızk
aramak
üzere
yeryüzünde
dolaşacak
olan
kimseleri
ve Allah
yolunda
savaşacak
olanları
şüphesiz
bilir.
Kur-an’dan
kolayınıza
geleni
okuyun;
salat
kılın;
zekatı
verin;
Allah’a
güzel
ödünç
takdiminde
bulunun;
kendiniz
için
yaptığınız
iyiliği
daha iyi
ve daha
büyük
ecir
olarak
Allah
katında
bulursunuz
Allah’tan
bağışlanma
dileyin;
Allah
elbette
bağışlar
ve
merhamet
eder.”
Müzzemmil
Sûresi
1’den 8.
Ayete
kadar:
“ Ey
örtünüp
bürünen
Muhammed!
Gecenin
yarısında,
istersen
biraz
sonra,
istersen
biraz
önce bir
müddet
için
kalk ve
ağır
ağır
Kur-an
oku.
Doğrusu
Biz,
sana
taşıması
ağır bir
söz
vahyedeceğiz.
Şüphesiz
, gece
kalkışı
daha
tesirli
ve o
zaman
okumak
daha
elverişlidir.
Çünkü
gündüz,
seni
uzun
uzun
alıkoyacak
işler
vardır.
Rabbinin
adını
an; her
şeyi
bırakıp
yalnız
O’na
yönel.”
Furkan
Sûresi
64. Ayet
Mealen:
“
Onlar,
gecelerini
Rableri
için
kıyama
durarak
ve
secdeye
vararak
geçirirler.”
İnsan-
Dehir
Sûresi
26. Ayet
Mealen:
“
Geceleyin
O’na
secde et
; O’nu
geceleri
uzun
uzun
tesbih
et.”
Bu
ayetlerden
anlaşılacağı
üzere
ibadetin
gece
yapılanı
makbûldür.
Bu
konuda
Kuran-ı
Kerim’de
bakınız
Allah ne
buyuruyor.
Zâriyat
Sûresi
17. ve
18.
Ayetler
Mealen:
“
Onlar,
geceleri
az
uyuyanlardı.
Seher
vakitlerinde
bağışlanma
dilerlerdi.”
Cem
ibadeti
sabaha
kadar
sürer.
Allah
dua eden
her
kulunu
muhakkak
duyar ve
o kuluna
yakındır.
Kuran-ı
Kerimde
bakınız
Cenabı
Hak ne
buyuruyor:
Bakara
Sûresi
186.
Ayet
Mealen:
“ Ey
Muhammed!
Kullarım
sana
Beni
sorarlarsa,
bilsinler
ki Ben
şüphesiz
onlara
yakınım.
Benden
isteyenin,
dua
ettiğinde
duasını
kabul
ederim.
Artık
onlar da
davetimi
kabul
edip
Bana
inansınlar
ki doğru
yolda
yürüyenlerden
olsunlar.”
Kul
için
gerekli
olan şey
Salih
amelle
yüceliklere
açılan
elin
Hakk’tan
geleni
beklemektir.
Zira her
kul için
yüceliklere
ulaşmaya
bir
gönül
yolu
lazımdır.
O gönül
her
insan
olanda
vardır.
Kul,
yaptığı
hizmetleri
ve
dualarıyla
Allah’u
Tealâ’nın
kabul
kapısına
o gönül
kapısından
ulaşır.
Araf
ayet 55
:
Rabbinize
yalvararak
gizlice
dua
edin,
çünkü
Allah
haddi
aşanları
sevmez.
Biz
de
gizlice
yapıyoruz.
Yine
Kuran-ı
Kerim’in
Al-i
İmran
Sûresi
113. ve
114.
ayetlerine
mealen
bakacak
olursak:
“Kitap
ehli
Allah
indinde
aynı
derecede
değillerdir.
Kitap
ehlinde
bir
zümre
vardır
ki
geceleri
secdeye
kapanarak
Allah’ın
ayetlerini
okuyanlarda
vardır.
Bunlar
Allah’ı
Teâlâ’nın
birliğine,
ahiret
gününe
inanırlar.
Allah’ın
emirlerine
uyar,
yasaklarından
kaçarlar.
Hayır
işlerinde
çabukluk
gösterirler.(Hayra
koşarlar)
işte
onlar
Salihlerdendir.”
Nebe
Suresi
ayet
8-9-10-11-12
sizi
çift
çift
yarattık.
Size
uykunuzu
bir
dinlenme
yaptık.
Geceyi
bir örtü
yaptık.
Gündüzü
de geçim
zamanı
yaptık.
Üstünüze
yedi
sağlam
gök bina
ettik.
İşte
geceleri
secdeye
kapanıp;
Tanrı’nın
Allah
Allah
adıyla
secdeye
kapanıp;
Pir ya
da
mürşid
huzurunda
sabahlara
kadar
ibadet
edenler
Alevilerdir.
Onun
için
Alevilik
İslâm’ın
özüdür.
“Gelin
tanış
olalım,
işi
kolay
kılalım.
Sevelim,
sevelelim.
Dünya
kimseye
kalmaz”.
diyen
bizim
koca
Yunus
Emre
ne hoş
söylemiş.
Alevilere
illa da
sen
şöyle
ibadet
edeceksin,
demek
Kuran-ı
Kerim’e
karşı
gelmek
demektir.
Kaf
Sûresi
45. Ayet
Mealen:
“Resulüm
biz
onların
söylediklerini
daha iyi
biliyoruz.
Sen
onları
zorlayan
biri
değilsin.
Onun
için
azabından
korkanlara
Kur-an’la
öğüt
ver.”
der.
Daha
buna
benzer
pek çok
ayetler
vardır.
Bakara
Sûresi
256.
ayette
mealen:
“Dinde
zorlama
yoktur.”
Başka
bir
ayette:”
Senin
dinin
sana,
benim
dinim
bana.”
derken
aleviler
kimsenin
inanç ve
itikatına
ibadet
biçimine
asla
karışmazlar.
Hucurat
suresinin
10. ve
11.
Ayetlerini
yukarda
belirtmiştik,
tekrarlamayalım…
Gaşiye
suresi
ayet
21-22
“Resulüm
sen uyar
çünkü
sen
ancak
bir
uyarıcısın
. Onları
zorlayan
bir
zorba
değilsin.
Cenabı
Hakk’ın
yüce
peygambere
vermediği
bu hakkı
birileri
nasıl
oluyorda
Alevilerin
ibadet
yerini
tayin
etme
hakkını
kendilerinde
görüyor.
Eğer
kul
kuldan
razı
olmuş
olursa
elbet de
Allah da
kulundan
razı
olmuş
olur.
Fecr
Sûresi
27-28-29-30
ayetlerin
mealine
yukarıda
tekrar
bakılması
gerekir.
İşte o
zaman
kul
Allah
huzuruna
borçlu
ve suçlu
gitmemiş
olur.
Aynı
zamanda
toplumsal
barışa
da katkı
koyulmuş
olur.
Hiçbir
nesneyi
küçük
görmemiş
oluruz.
Allah’ın
tevhit
birliğine
uymuş
oluruz.
Şanı
yüce
Allah
Yunus
Sûresi
105.
ayet de
mealen:
“
Yüzünü
tevhit
dinine
çevir.
Sakın
müşriklerden
olma.”
İşte
aleviler
onun
için
İslam’ın
tevhit
inancını
benimserken;
tefrika
olan
mezheplere
hiç
eğilim
göstermezler.
Kuran-ı
Kerim,
İslam
dini ve
onun
peygamberi
Hz.
Muhammed
Mustafa
(A.S)
hiçbir
bireyin
tekelinde
değildir.
Kişi
inancı
ve
itikatı
derecesinde
bu üç
menbadan
aldığı
oranda
mümindir.
Bakınız
Enbiya
Sûresi
107.
ayet
mealen:
“
Resulüm,
biz seni
bütün
alemlere
rahmet
olarak
gönderdik.”
Onun
için
hiçbir
din ve
ibadet
mekanı
cemevine
alternatif
ve
mualifi
olamaz.
Bakınız
Muhammed
Mustafa(A.S)
bir
hadislerinde:
“Hiç
kimsenin
inancını
sakın
değiştirmeye
kalkmayınız.
Nasıl ki
Uhut
dağını
yerinden
kaldıramazsanız
, o
kişinin
inancını
da
değiştiremezsiniz.”
diye
ne güzel
buyurmuşlardır.
Biz
aleviler
dinin
İslam
olduğuna
inanır,
Müslüman
olmadığını
şu ayet
hükmünce
reddederiz.
Buna
delilimiz
Al-i
İmran
Sûresi
19.
ayettir.
Mealen:
“Allah
indinde
yalnız
din
İslamdır.
Kitap
verilenler
kendilerine
ilim
geldikten
sonra
aralarındaki
kıskançlıktan
dolayı,
ayrılığa
düştüler.
Kim
Allah’ın
ayetlerini
inkâr
ederse;
bilsin
ki Allah
şüphesiz
onun
hesabını
çok
çabuk
görür.”
Bir
başka
Maide
Sûresi
3.
ayet
mealen:
“
Bugün
sizin
için
dininizi
kemale
erdirdim.
Size
olan
nimetimi
tamamladım.
Ve sizin
için din
olarak
İslam’dan
razı
oldum.”
Al-i
İmran
Sûresi
85.
ayette
mealen:
“Kim
İslâm’dan
başka
din
ararsa;
bilsin
ki O din
kendisine,
asla
kabul
olunmayacak
ve o
kimse
Ahirette
mahvolacaklardan
olacaktır.”
Bakara
suresi
ayet
208: “Ey
iman
edenler!
Hepiniz
topyekün
İslam’a
girin
şeytanın
adımlarını
izlemeyin;
çünkü o
sizin
için
apaçık
bir
düşmandı.
Bakara
Suresi
ayet
209:
”Eğer
siz
apaçık
deliller
geldikten
sonra
islamdan
saparsanız
şunu iyi
bilin ki
Allah
çok
güçlüdür
hüküm ve
hikmet
sahibidir.
Zümer
suresi
22.
ayet:
“Allahın
kalbini
İslam’a
açtığı
ve
rabbinden
bir nur
üzere
olan
kimse
kalbi
kararmış
kimse
gibi
değildir,
kalpleri
Allah’ın
kitabına
karşı
katılaşanların
vay
haline!
İşte
bunlar
apaçık
bir
sapıklık
içindedirler.
Saf
suresi
7. ayet:
”
İslam’a
çağırırken
Allah’a
karşı
yalan
uyduranlardan
daha
zalim
kimdir?
Allah
zalim
bir
kavme
hidayet
vermez.
Bunları
çoğaltmamız
mümkün.
İşte
yine
Bakara
Sûresi
134.
ayet
mealen:
“Onların
kazandıkları
kendilerine,
sizin
kazandıklarınız
sizedir.
Siz,
onların
yaptıklarından
sorumlu
değilsiniz.”
Onun
için
diyoruz
ki :
“
Bakılırsa
ak ile
karaya,
ikilik
girer
araya.”
Bu
görüş
İslamın
birlik
ruhuna
uymaz.
Tevhit
inancını
bozar.
Kişiyi
delalete
götürür.
Muhammed
Suresi
ayet 24:
”Bunlar
Kur-an’ın
anlamını
inceden
inceye
düşünmüyorlar
mı?
Yoksa
kalpleri
kilitli
midir.”
Kehf
Suresi
ayet 54:
“Gerçekten
bu
kur-an’da
insanlara
her
türlü
örneği
tekrar
tekrar
açıkladık,
insanın
en çok
yaptığı
şey
tartışmadır.
Yüce
kuran
böyle
söylemiştir.
HZ.
PEYGAMBER
EFENDİMİZ
(S.A.V)
;
Zayıfın
korkup
çekinerek
dili
dolaşarak
söz
söylemeye
çalıştığı
ama
kuvvetliden
hakkını
alamadığı
toplum
ne
temizliğe
ulaşır
ne de
huzura
kavuşur.
Hz. Ali
şöyle
buyurmuştur:
“Dikkatli
bakın
dünya
arkasını
dönmüş
gidiyor,
ahiret
de
yüzünü
çevirmiş
bize
doğru
geliyor.
İkisininde
talipleri
var, siz
ahiret
insanı
olmaya
bakın da
bir
çocuk
gibi
dünyanın
kucağına
oturmayın.
Bugün
amel var
hesap
yok,
yarında
hesap
var amel
yok.”
“ Eğer
daima
cennette
olmayı
istersen
herkesle
dost ol
ve
kimseye
karşı
kin
tutma
merhem
ve mum
gibi ol
diken
olma”.
Aleviler
dinde
fanatik
değildir.
Neden
mi?
Maide
suresi
ayet 77
“Resulüm
de ki
Hakk’ın
dışına
çıkarak
dininizde
aşırı
gitmeyin.
Daha
önce
sapmış
bir
çoğunun
saptırmış
ve dost
doğru
yoldan
sapmış
bir
toplumun
havasına
uymayın.”
İmam
Gazali:
Mezardakilerin
pişman
olduğu
şeyler
için
dünyadakiler
birbirini
yiyor.
Hz.
Hünkâr:
Hiçbir
ulusu ve
insanı
ayıplamayınız.
Mevlana
: Dua ve
ibadet
Allah
ile
birlikte
olmaktır.
Allah
ile
birlikte
ömürde
ölümde
hoştur.
Yolcu
: Hiç
şüphesiz
ki
insana
diğer
canlılar
gibi
bahşedilen
güzel
olmasına
rağmen
sadece
nefes
nimet
ekmek
yiyecek
olsaydı
diğer
canlılardan
hiçbir
farkı,
ayrıcalığı
olmazdı.
17.04.2009
Seyyid
Pir Hacı
Murad-ı
Velî
Evlatlarından
Celâl
Abbas
Bektaşoğlu.