Basında Biz


Aleviliğin doğuş yeri Anadolu değildir



Aleviler içinde farklı yorumlar olduğu biliniyor. Sizin Alevilik anlayışınız...

Alevilik nedir, Aleviliğin İslam anlayışı nedir, nasıl doğdu, nasıl gelişti? Bu soruların yanıtı ki, çok kişinin bildiğinin tersine, Aleviliğin doğuş yeri Anadolu değildir. Bu büyük bir cehalet örneğidir, yani Aleviliğin Anadolu da çıktığını söylemek. Anadolu'da bu işin kaynağını aramak bilgisizlikten kaynaklanıyor. Çünkü Anadolu bugün üzerinden yaşadığımız topraklarda belli bir tarihten önce bir tek Müslüman, bir tane de Türk yoktur. Orta Asya kökenli insanların göçebe kavimlerin oradaki kuraklık ve moğol istilası nedeniyle orada tutunamayıp yeni bir yurt arama kaygılarının sonucudur. Maveraünnehir dediğimiz, yani Siriderya ve Amuderya nehirleri arasındaki topraklarda yaşayan ve yaşamlarının tarım ve hayvancılıklar geçiren kavimlerin 100-150 sene süren göç macerasından sonra, yani Türklerin Anadolu'ya gelmeleri, Anadolu'da Türk köyü kurmaya başlamaları. Anadolu'ya gelen Türklerde beraberlerinde inançlarını ve İslamiyet'i getirdiler. Gelenler İslam'dı, bunların kendi anlayışlarını Anadolu'ya getirmeleri 10 - 11. asırda gerçekleyen bir olaydır. Ondan önce ismine Anadolu dediğimiz coğrafyada herhangi bir Türk ve herhangi bir Müslüman'a rastlamak mümkün değildir. Anadolu o zamanlar Hıristiyan'dır.

Aleviliğin bugününe gelirsek...
Eğer tarihsel süreci bilmezsek, bugün ortaya çıkartılan, ortaya çıkan kargaşayı izah edemeyiz. Bir kaç tane cahil cühelanın "efendim bu Anadolu'nun kendi kültürüdür, Anadolu'nun kendi inancıdır" gibi tarihten tamamen kopuk, sosyoloji bilimden tamamen kopuk bir noktaya taşınmaya çalışılmasını ve onun arkasında yatan nedenleri bilemezsiniz. Bu küçük tarihsel girişten sonra Anadolu'nun bugün hala ilk Müslümanlaşma hareketinde ve Orta Asya göçlerinin Türkiye'ye intikalindeki giriş kapıları Kısas ve Dersim'dir. Yani Urfa ve Tunceli'dir. Hala Kısas önemli ölçüde Aleviliğin tüm yönleriyle yaşatıldığı bir yerdir ama dört tane köy kalmıştır. O dönemden Urfa Alevi iken kala kala dört tane Türkmen köyü kalmıştır. Onlardan biri de Kısas tır. Kısas Aleviliğin önemli yerleşim merkezlerinden biridir o tarihte, 11. asırda.

Başınız kesilir politikasının sonucunda 4 tane Alevi köyü kalmıştır

Söylediğinizden yola çıkarsak, kala kala dört tane Alevi köyünün kalması asimilasyonun bir sonucu değil mi?

Tamamen asimilasyon değil, baskı bu şiddet. Cebir kullandılar. Osmanlı'nın Sünni İslam anlayışının bir sonucu. Yani ya Sünniliği kabul edersiniz ya başınız kesilir politikasının sonunda bugün Urfa'da kala kala dört tane Alevi köyü kalmıştır. Tunceli'ye dokunulamamıştır çünkü Tunceli coğrafyası itibarı ile dağlık ve insanları fevkalade homojen ve geldikleri bölgenin tümüyle yani Orta Asya'nın gelenek ve göreneklerini muhafazada çok daha savunmalı bir bölge olduğu için Tunceli Sünnileştirilememiş mesela. Orada hala halk büyük ölçüde Alevi gelenek ve inançlarını icra etmeye devam eder. Ama Tunceli'de başka bir olay sahiplik yapmaya çalışmaktadır, devletin Tunceli'ye olan ilgisizliği nedeniyle. Kürtçülük hareketi Tunceli'de önemli ölçüde boy atmıştır. Ama yerli Tuncelililer değil Diyarbakır'dan gelip Tunceli'ye sahip çıkmaya çalışanlar kendilerine göre Tunceli'yi Kürtleştirmeye çalışanlar bugün Tunceli'ye musallat olmuşlardır. Ama tarihi gerçek Tunceli'nin de, Urfa'nın da Asya göç olayının ilk uğrak merkezi ilk yerleşim merkezi olduğudur.

Eşit şartlara sahip vatandaş olmazsanız siyasi iktidarın karşısında yer alırsınız.

Alevilerin dağ başlarında, merkezi otoriteden uzak bölgelere yerleşmeleri bu bahsettiğiniz baskının ürünü değil mi?

Evet, 1517 den sonraki baskılar Cumhuriyet'e kadar devam etmiş, Mustafa Kemal'in ortaya çıkışı, Türkiye cumhuriyeti devleti kuralım düşüncesiyle birlikte bu olayda değişmeye başlamış.

Alevi yurttaşlar dağ başlarında köylerini kurmak zorunda kaldıktan sonra, 1920'lerden sonra 1950'lere geldiğimizde, dağ başlarından dağ eteklerine, oradan yol boylarına kasabalara ve nihayet sonunda da büyük şehirlere inmişlerdir. Aleviler iş bulabilmek, aş bulabilmek ve daha korkusuzca bir hayat yaşayabilmek, çocuklarını eğitimsiz bırakmamak ve onları okutabilmek için büyük şehirlere doğru göçe başlamışlarıdır. Başta İstanbul olmak üzere, Ankara, İzmir, Adana, Mersin gibi şehirlerin önemli ölçüde Alevi göçü almaya başladığını görüyoruz. Almanya'nın bir milyonun üzerinde bir Alevi göçü aldığını biliyoruz. Alevilerin bu şekilde bu ülkenin hukuken yurttaşları değilmiş muamelelerine tabi olmuş olmaları, sağ -sol hareketlerinde belirli bir tavır almalarını, eğer iktidar hala kendilerini kucaklamıyor, hala eşit şartlara sahip vatandaş olarak görmüyorsa- ister istemez siyasi iktidarın karşısında yer almaya doğru ittiğini görüyoruz. Eşit şartlara sahip vatandaş olmazsanız siyasi iktidarın karşısında yer alırsınız. Bu Almanya'da da aynı şekildedir. Orada Alevi yurttaşlar Sünni yurttaşlar hiçbir fark olmaksızın genelde de sosyal demokrat partilere oy verirler. Neden? Çünkü sosyal demokrat partiler savundukları ilkeler gereğince daha kucaklayıcı yabancı yerli ayrımı yapmayan -en azından teorik olarak- ve insanları insan olarak kucaklamayı hedef alan bir teoriyi siyasette hayata geçirmeyi hedef almışlardır da onun için.

Aleviler size göre Türkiye'de neden eşit koşullarda yaşamıyor?

Çünkü bu insan doğasıyla politika arasındaki ilişkiyle ilişkilendirmek gerekir.Türkiye'de de yerleşik iktidar, hep Alevileri görmezlikten geliyor. Türkiye'deki iktidar " bunlar mum söndürür, bunlar anne bacı tanımazlar" yaklaşımıyla ülkeyi yönetenlerden yana bir iktidarsa, ister istemez Alevilerde onun tersindeki siyasi akımlara oy verir hale geliyorlar. Nedir o? Türkiye'de 1950 den bu yana genelde çoğulcu demokrasiye geçişte bu yana, kendilerine sağ etiketi yapıştıran iktidarlar genelde iktidara oldular. Onlar da genelde Aleviliği Alevileri görmezden gelen iktidarlardır. Böyle olduğu zaman da Aleviler onun karşısında olan yani sol etiketini yapıştıran iktidarlara oy verdiler.


Ayrıca evinizdeki fazla eşyaları depolamak isterseniz eşya depolama hizmetlerini kullanarak kişisel depo kiralayabilirsiniz. Bunu yapan farklı firmalar olduğu için fazla detay vermeden konuya devam ediyorum.

12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında Kenan Evren'in kurdurduğu MDP 'nin kurucularından olmanız sol çevrelerce eleştirildi. O dönemi açar mısınız?

1980 askeri ihtilalından sonra, 82 Anayasasının halk tarafından onaylanmasından sonra ordunun, daha doğrusu siyasi iktidarı icra eden askeri yönetimin sivil demokrasiye yeniden dönüş arzusu isteği vardı. O günkü askeri yönetimin yeni bir siyasi parti kurulması ve başka siyasi partilerin de yarışa girmesi kararı var. Bunlardan bir tanesi kendilerinin kuracağı bir siyasi parti olacak, diğeri de yeni siyasi partiler olacaktı. Askeri yönetim bu kararı alırken, kendisinin kurduracağı siyasi partinin aynı zamanda iktidara gelmesini istiyor, böylece de ihtilalı yapmış olan insanları yargılamayacak onların kendilerini güven içinde hissedebilecekleri bir partinin iktidara gelmesini istiyor. Askeri yönetim boyunlarını tabiri caizse güvenerek teslim edebilecekleri bir siyasi partinin iktidara gelmesini istiyorlar. Bunu yaparken de kendilerine göre Türkiye'de sözüne güvenilir, laik cumhuriyetten yana olan, Atatürk ilkelerini benimsemiş insanlardan kurulu olmasını istiyor, 43 kişi. Bunlardan bir tanesinin benim olduğuma karar veriliyor, bana o zamanki sayın Başbakan Bülent Ulusu tarafından davetiye çıkartılıyor. Bende görüşmeye gittim.

Alevi İslam Din Hizmetleri
Sosyal Medya
Sorularınız için
@2013 ALEVİLİK İSLAM DİN HİZMETLERİ - LiteralWebDizayn