ORUÇ NEDİR?

  • 07 Şubat 2019, Perşembe

Muhabbetle.

Abdestimiz katlanmak 
Namazımız sabretmek
Biz bir oruç tutarız
Ramazana benzemez.
"Seyit Nesimi"

Canlar bilmeli ki Yas-ı Matem orucu aç ve susuz kalmak değil, bir yaşam biçimidir. Bu nedenle Ramazan'a benzemez der                     

 Seyyit Nesimi.

Nefsini bilmeyen can olamaz
Özü hayvan durur insan olamaz
Ol her zaman serseri gezer yabanda
Vücudun şehrine sultan olamaz.
"Muhiddin Abdal"

Alevi öğretisinde oruç, aç kalmak değil, Pir'lerimizin deyimi ile eline beline diline sahip olarak kendini bilmektir. Bedenen yemekten, içmekten kesilerek tutulan oruç sadece bunun simgesidir.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, beden orucunu tutmanın birinci esası bedenin sağlığıdır. Çalışan emekçi canlar içinde çalışma koşulları orucun tutulup tutulamayacağı konusunda belirleyici bir faktördür.

Eğer canlar beden sağlığı yerinde olmadığı halde oruç tutuyorsa bedenine eziyet ediyorlar demektir. Dolayısıyla zulme uğradıkları için uğrunda gözyaşı döktükleri imam Hüseyin ve On iki imamların yas-ı matemini tutarken kendileri de bedenlerine zulüm etmiş olacaklardır.

Yani zulme karşı bir direniş olan yas-ı matem'de bedenine eziyet ederek, oruç tutulması doğru bir yaklaşım olmayacaktır. 
Bu nedenle sağlığı, çalışma imkânı ve yaşam koşulları elverişli olan canlarımız oruç tutmalıdırlar.

Nitekim diğer durumlarda canlar oruç tutarak hem sağlığını riske atmış, hem de bedenine eziyet etmiş olacaklardır. Tabi şuna da dikkat etmek gerekir ki, bu kolaya kaçma bahanesi olmamalı. Burada belirleyici olan yol talibinin içindeki vicdandır.

Unutmamalıyız ki beden de Hakkın bize bahşettiği bir emanettir. Yolumuzda emanet mutlak mertebe kutsaldır. Kutsal olana saygı duymak ilkelerimizdendir.

Çalışan emekçi canlarda İş ortamının durumuna göre hareket etmelidirler, zor çalışma koşuluna sahip olan canlar bedenini aç ve susuz bırakmamalılar. Bu anlamda Yas-ı Matem süre zarfı boyunca iş ortamında hal ve hareketleriyle sevgi ve saygıyı yansıtarak ortak üretim anlayışıyla hareket etmelidirler. Esas olan mana da budur.

Şu bir gerçek ki Alevi inancında, zorunlu ve mecburiyetten veya baskıyla yapılan köleci anlayışa sahip bir tarzda ibadet değil, rıza ve sevgiyle gönülden yapılan özgür anlayış tarzına sahip bir ibadet kutsaldır.

İnancımız da zorunlu olan bir şey varsa oda Muharrem orucu boyunca, yaşamın her aşaması olmak üzere, yas-ı matem oruçlarında Pirin dediği gibi kesinlikle elimize belimize dilimize mutlak sahip çıkmamızdır. Bu süre zarfında özellikle Hakkın evi olan gönüllü yıkmamalı, insana ve her türlü canlıya karşı sevgi ve saygımızı bir mukabil korumalıyız. Eğer küskünlüklerimiz varsa giderilmeli, dargınlıklar ve kırgınlıklar onarılmalıdır.

Kesinlikle ayrıştırıcı, yıkıcı, kırıcı, küçümseyici ve incitici tüm söylem ve hareketlerden kaçınmalı, canlıya kıymayı reddeden bir anlayışı temsilen kan akıtmamalıyız, herhangi bir canlının canına kast etmemeli, incinsekte incitmemeliyiz.

Küslükler giderilmeli maneviyat en üst seviyede ve duygularda yaşanarak yardımlaşma ve barış ortamı içinde Yas-ı Matemimizi yaşamalıyız.

Kerbela da ser veren ve kendi başının bile dik gömülmesini vasiyet eden Pir Hüseyin'in duruşu ile durmalı onun yaşam pratikliğinde ki manayı iyi algılamalıyız.

Unutulmamalı ki.! Yolumuzda öncelik beden değil nefis orucudur.

Pirin dediği gibi "Dünya bir gündür ve biz onda orucuz"

Harama sunma elini
Kötüden sakın kendini
Bazen hivzeyle dilini
Dilden gelir bela kardaş

Dinle okunan fermanı
Bulasın derde dermanı
Terse savurma harmanı
Dane gider yele kardaş
Güzide Ana

Hak ibadetlerinizi..
Şeyhi Şüheda İmam Hüseyin'in Katarına yaza..

Aşk ile